• 22 Ekim 2019, Salı 14:07
TemelARMUTCU

Temel ARMUTCU

ERBAKAN GİBİ OLABİLMEK.


9 Ekim 2019 tarihinde Suriye'nin kuzeyinde yuvalanan terör örgütüne karşı başlattığımız Barış Pınarı Harekâtımızı ABD, AB, Rusya gibi dostlarımızın(!)  ve müttefiklerimizin(!) araya girmesi ile 17 Ekim'de durdurduk.

ABD Başkanı Trump'ın 9 Ekim'de Cumhurbaşkanımıza hitaben yazdığı edepten, adaptan, diplomatik dilden, nezaketten uzak mektup ise bu süreçteki en önemli gündem maddelerimizden biriydi.

Bu mektup içeriği ile (ki terörist başının manevi oğlu Mazlum Kobani'nin mektubunun da olduğu söylenmekte) ne 5 Haziran 1964 tarihinde ABD Başkanı Johnson tarafından Başbakanımız İnönüye, ne de 7 Haziran 2019 tarihinde ABD Savunma Bakan Vekili Shanahan tarafından Millî Savunma Bakanımız Hulusi Akar’a hitaben yazılan mektuplara benziyordu.
Kibir abidesi ABD'lilerin küstah mektuplarına, anlayacağı dilden cevap verilmesi gerekir. Yoksa gelecekte yazılması muhtemel mektupları önleyemeyiz.
Bu ve bundan önceki sınır ötesi harekâtlarımızda hep karşımızda dost ve müttefik dediğimiz ülkeleri bulduk. Ya bizi kınadılar, ya ateşkes çağrısında bulundular, ya silah/mühimmat satışlarını durdurdular, ya da ekonomik ambargo uyguladılar. Tüm bu olumsuz tavır ve davranışlarına rağmen bu ülkelerle dost olmaya, müttefik olmaya devam ettik, maalesefte halende devam ediyoruz. "Sizin gibi dost, sizin gibi müttefik olmaz olsun. Sizin bu davranışlarınız bize yeni bir dünya kurdurur" diyemiyoruz.

Barış Pınarı Harekâtımızı Suriye'nin topraklarına yönelik yaptık. Suriye'deki iç savaştan kaynaklanan otorite boşluğundan istifade eden ve bize karşı terör faaliyetlerinde bulunan terör örgütlerine karşı yaptığımız bir harekât. Yaklaşık 10 bin km. uzaktan ABD Başkan Yardımcısının başkanlığında gelen ABD'li heyetle yaklaşık 6 saat süren müzakere sonunda, anlaşmaya vararak Harekâtımızı durdurduk. Anlaşmaya varılan maddeleri başka bir basın açıklamamızda değerlendireceğiz kısmet olursa.

Heyetlerarası görüşmede Cumhurbaşkanımızla ABD Başkan Yardımcısının eşdeğer seviyede oturmaları aslında nasıl bir anlaşma olacağının önceden adeta habercisi gibiydi.
Herşeyi bir kenara bırakalım, bazı basın organlarında yazılan görüşmeler esnasında terörist başının manevi oğlu Mazlum Kobani'yle ABD'liler telefonla görüştüler mi? Heyetimizin sorduğu bazı soruları sorup cevaplarını ilettiler mi?

Ve biz anlaşmayı Suriye ile değil de neden ABD ile yaptık?

ABD, terör örgütünü temsilen mi Suriye'yi temsilen mi masadaydı?
Ankara’da gerçekleşen görüşme trafiğine ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’le birlikte katılan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, anlaşmanın ilan edilmesinden sonra gece saatlerinde soluğu 
İsrail’de aldı.
Ben Gurion Havalimanı’nda ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman tarafından karşılanan Pompeo, ayağının tozuyla paylaştığı tweet’te “İsrail’de olmak güzel, bölgesel gelişmeler ve tehditlerin yanı sıra ABD’nin en yakın müttefiki ve ortağının güvenliğinin dâhil olduğu bir dizi önemli meseleyle ilgili görüşmeler yapmayı dört gözle bekliyorum” demesinin anlamı nedir?
Rahmetli Erbakan Hocamızın 1991 yılında TBMM kürsüsünden söylediği gibi "bana ne Amerikan" demeden, bu coğrafyada barış içerinde yaşamamız mümkün değildir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık